Master Of Wine: Caro Maurer ile Söyleşi

Master Of Wine: Caro Maurer ile Söyleşi

 Almanya’nın en tanınan Master Of Wine’larından biri olan Caro Maurer  ile Evren Tanguç, Caro Maurer'in şarap yolculuğu üzerine bir söyleşi yaptı... "Tercümesini elimden geldiğince yaptım, Sürc-i lisan ettiysem simdiden affola. İlk sorudaki yıldızlı ve açıklamaları ben ekledim. “Generation Baby Boomer” in ve "Bastflasche“ denen şişenin Türkçesini bilmediğim ve bilmeyenler de olabileceğini düşündüğüm için ekledim." Mayıs 2017'de Türk şarap severlerle buluşacak olan  Caro Maurer söyleşisi için Evren Tonguç'a teşekkür ederiz.
 
 
Evren Tonguç:Şarapla tanışmanızla başlamak isteriz. İçtiğiniz ilk şarabı hatırlıyor musunuz?
Caro Maurer:İçtiğim ilk şarabı hatırlayamıyorum ama „bebek patlaması“ (*) kuşağından olduğum ve çocukluğumda, gençliğimde yaz tatillerimizi ailecek İtalya‘da Adriyatik Kıyıları’nda geçirdiğimiz için ilk kadeh şarabımın Fiasco (**) şişesinde bir Chianti olduğunu tahmin ediyorum. Ama ilk gerçek şarap aşkım sonradan Alman Riesling’i oldu. Beni çok derinden etkiledi ve büyüledi, bu yüzden hakkında daha çok şey bilmek istedim.
(*) Baby Boomer Generation: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı Avrupa ve ABD’deki refah döneminde (1955-1969) yoğun nüfus artışında doğan kuşak.
(**) Fiasco: Orta ve Kuzey Avrupa’da 1950’lerde kitlesel turizmin gelişmesine paralel olarak İtalya’nın en gözde tatil ülkesi olmasıyla birlikte tatil keyfi ve yaşamın tadını çıkarmayla özleşdeştirilen, alt tarafı geniş ve hasırla kaplı şarap şişesi
Şarap Üstadı (Master Of Wine)  ünvanına ulaşmak ne kadar zordu? Şarap Üstadı ünvanını almak için geçilen sınavlar tereyağından kıl çekmek gibi olmasa gerek?
Soruyu yanıtlamak için ne kadar zamanım ve yerim var? Bu konuyu saatlerce anlatabilirim: Güzel zamanlarını, zor zamanlarını… Kör tadımlarda tamamen yanlış tahmin ettiğim birçok şarabı ya da bölgesi ve kalitesini tamamen doğru tanımladığım ama bana göre sayıları nispeten daha az sayıdaki şarapları… Bilgi eksikliklerimi ortaya çıkaran teorik soruları ya da aslında o kadar da kötü olmadığımı ortaya koyan yanıtlarımı… Veya Londra’dan sonuçları aldığımdaki duygularımı: Pratik sınavı ilk seferde geçtiğimdeki tarif edilemez sevinci, teorik sınavı ikinci seferde geçtiğimdeki gözyaşlarımı… Son olarak da bitirme tezim kabul edildiğinde ve herşey bittikten sonraki tükenmişliğimi/yorgunluğumu… O günden bugünlere kadar hala kalan şey ise bütün bu uğraşın değdiğine dair mutluluk hissi.
 
Şu sıralar ilginizi çeken, merak ettiğiniz bir bölge var mı? Bu çerçevede sevdiğiniz şaraplar ve şarap bölgeleri hakkında ne söylemek isterseniz?
En çok ilgimi çeken şarap bölgeleri henüz ziyaret etmediğim/görmediğim bölgeler. Böyle bölgeler hep var olacak çünkü şarap dünyası her gün büyüyor ve değişiyor. Eğer bugün seçme şansım olsa Çin’in Yunnan bölgesindeki Moët Hennessy’nin Ao Yun bağlarını ve tesislerini görmek isterim. Burada şu anda şarapseverlerin ve şarap eleştirmenlerinin alışkanlıklarını ve önyargılarını sarsacak, dünya çapında ses getirecek üst düzey bir şarap üretiliyor.
 
Sizce bugün şarap endüstrisinin en önemli eğilimleri nelerdir? Sizi gerçekten heyecanlandıran birşeyler var mı?
Dolgunluk ve yoğun meyvemsiliğin hüküm sürdüğü yıllardan sonra bugün tekrar hafif, elegan ve narin/zarif şarapların döneminin başladığını düşünüyorum. Tabi bu eğilim yalnızca  üst segment şaraplar için geçerli.
 
Türk şarapları hakkında ne düşünüyorsunuz? Türk şaraplarını şu anda uluslararası şarap dünyasında nerede görüyorsunuz? Türk şaraplarının izlediği yol ne yönde olmalı?
Bunu yanıtlarken benim sadece dışarıdan birisi olarak görüşte bulunabileceğimi göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Yurtiçinde yani Türkiye’de yabancı/uluslararası üzümlerden yapılan şarapların severek içildiğini biliyorum. Ancak bence Türk şaraplarına şarap dünyasında özel/biricik/benzersiz bir yer sağlayacak ve bu yeri sağlamlaştıracak üzümler Türk üzümleridir. Narince çok zarif bir aromaya sahip. Türkiye kalecik karası ve öküzgözü gibi etkileyici iki üzüme sahip. Ancak kişisel olarak ben en çok, bazı insanları kuvvetli tanenleriyle rahatsız edebilen ancak şaraba sağlam bir yapı ve potansiyel veren boğazkereyi beğeniyorum.
 
Dünyada bir çok şarap bölgesine gidiyorsunuz. Kuşkusuz çok keyifli şarap anıları oluşuyordur. Unutamadığınız bir şarap anınızı paylaşır mısınız?
Unutamadığım yalnızca tek bir anım ya da en sevdiğim tek bir şarap yok. Şarap dünyasında oldukça fazla unutulmaz şarap mevcut ve ayrıca birçok unutulmaz anım oldu. En güzel olanı her ülkenin adeta aşık olduğum, kendine özgü özellikleri olan bir şarap kültürü olması: Yeni Zelanda’nınki büyüleyici doğasıyla iç içe, Fransa’nınki etkileyici tarihiyle, Kaliforniya’nınki dikkat çekici profesyonelliği ile. Türkiye ziyaretlerimi düşününce aklıma ilk gelen her zaman yaşadığım eşsiz konukseverlik.
 
Şarap eğitimleri konusunda kendilerine daha yüksek hedefler koyan Türk şarapsever ve profesyoneller için tavsiyeleriniz var mı?
 Sommelierlere Master Sommelier (MS) yolunda gitmelerini tavsiye ediyorum çünkü bilgilerini ve mesleki deneyimlerini en iyi bu şekilde kullanabilirler. Şarap alanındaki diğer profesyonellere tüm dünyada tanınan ve babul edilen Wine and Spirit Education Trust (WSET) eğitimlerini öneririm. WSET diplomasi Master of Wine (MW) için de en iyi temeli sağlıyor.
 
 
Evren Tonguç: Wir möchten gerne damit anfangen, wie Sie sich mit Wein "kennengelernt" haben. Können Sie sich an den ersten Wein erinnern, den Sie getrunken haben?
Caro Maurer: An das „erste Mal“ kann ich mich nicht mehr erinnern, aber da ich zur Generation Baby Boomer gehöre und meine frühen Sommerurlaube mit den Eltern an der italienischen Adria verbrachte, vermute ich, dass mein erstes Glas Wein ein Chianti aus der Bastflasche war. Meine erste wahre Wein-Liebe war später jedoch deutscher Riesling. Er hat mich tief berührt und so fasziniert, dass ich mehr darüber wissen wollte.
 
Wie schwierig war es, den Titel 'Master of Wine' zu erreichen? Es war wahrscheinlich gar nicht so einfach, die Prüfungen zu bestehen, um diesen Titel zu erreichen. Können Sie kurz Ihren Weg zum 'Master of Wine' beschreiben?
Wieviel Zeit und Platz habe ich für die Antwort? Ich könnte stundenlang davon erzählen: von vielen Höhen und den Tiefen. Über die vielen Weine, die ich bei den Blindverkostung völlig verkannt hatte – oder die gefühlt viel zu wenigen, die ich in Herkunft und Qualität auf den Punkt genau identifizieren konnte. Über die vielen Theoriefragen, die mir meine Wissenslücken offenbart haben – oder die Antworten, die zeigten, dass ich doch mehr als nur einen blassen Schimmer hatte. Oder die Gefühle, als ich die Ergebnisse aus London bekam: überwältigende Freude, als ich die praktische Prüfung im ersten Anlauf bestanden hatte. Tränen, als ich die Theorie im zweiten Anlauf geschafft hatte. Und schließlich totale Erschöpfung, als auch noch die Dissertation anerkannt wurde – und alles plötzlich vorbei war. Zurück bleibt bis heute die glückliche Erkenntnis, dass sich die ganze Plackerei gelohnt hat.
 
Gibt es aktuell ein Anbaugebiet oder eine Region, die Sie besonders interessiert und/oder auf die Sie neugierig sind? 
Am meisten interessieren mich immer die Weinbaugebiete, die ich noch nicht besucht habe. Und davon wird es immer genügend geben, denn die Weinwelt wächst und verändert sich jeden Tag. Wenn ich heute die Wahl hätte, würde ich gern Ao Yun besuchen, das Weingut von Moët Hennessy in Yunnan in China. Dort entsteht ein Weltklassewein, der von vielen Genießern und auch Kritikern eine neue Weltoffenheit einfordern wird.
 
Was sind die aktuellen Tendenzen in der Weinwelt nach Ihrer Meinung? Gibt es irgendwelche Neuigkeiten, Tendenzen, Entwicklungen,..., die Sie im positiven Sinne aufregen bzw. über die Sie sich freuen?
Ich denke, dass nach Jahren der Fülle und des Schwelgens in Frucht und Wucht setzt sich heute wieder mehr Leichtigkeit, Eleganz und Finesse durch. Das bezieht sich aber sicherlich nur auf ein gehobenes Angebot.
 
Was denken Sie über die türkischen Weine? Wo sehen Sie sie aktuell in der Weinszene? Wo kann die Reise für türkische Weine hingehen?
Sie müssen immer bedenken, dass meine Sicht auf türkische Weine eine Außensicht ist. Ich weiß, dass innerhalb des Landes gern Weine aus internationalen Rebsorten getrunken werden. Aber für mich sind es die türkischen Rebsorten, die den Weinen aus der Türkei eine Alleinstellung im Rest der Weinwelt sichern. Narince hat ein sehr feines Aroma. Mit Kalecik Karasi und Öküzgözü hat die Türkei zwei ausdrucksvolle rote Sorten. Ich persönlich schätze Bogazkere am meisten, dessen strammes Tannin manchem zwar unbequem erscheinen mag, aber einem Wein viel Struktur und Potenzial verleiht.
Apropos Reise: Sie reisen viel durch die Weinregionen/Anbaugebiete. Sie haben sicher viele schöne Erinnerungen und Momente, die einen besonderen Platz bei Ihnen haben. Können Sie uns ein solches Erlebnis erzählen, das Sie nicht vergessen können?
Es gibt weder das eine einzige Erlebnis, dass ich nie vergessen werde, noch den einen einzigen Wein, den ich am meisten liebe. Dafür gibt es zu viele unvergessliche Weine auf der Welt – und zu viele unvergessliche Momente. Das schönste ist, dass jedes Land eine ganz eigene Weinkultur mit unvergleichlichen Besonderheiten hat, in die ich mich verliebt habe: Neuseelands ist eingebettet in eine umwerfende Landschaft, Frankreichs in eine beeindruckende Geschichte oder Kaliforniens in bemerkenswerten Professionalismus. Wenn ich an meine Besuche in der Türkei zurückdenke, ist es immer die einzigartige Gastfreundschaft, die mir sofort in den Sinn kommt.
 
Haben Sie Vorschläge oder Empfehlungen für die türkischen Weinliebhaber oder auch Profis, die sich im Thema 'Wein' und in 'Wein-Ausbildung' weiterentwickeln möchten und für sich höhere Ziele wie MW setzen?
Sommeliers rate ich, den Weg des Master Sommelier (MS) zu nehmen, denn dort können sie ihr Fachwissen und ihre berufliche Erfahrung am besten einsetzen. Für andere Weinprofis empfehle ich die Ausbildung des Wine and Spirit Education Trust (WSET), sie ist weltweit bekannt und anerkannt. Das WSET Diplom gilt zudem als beste Grundlage für den Master of Wine.
 
 

Mesaj Gönder
© 2010 keyifnotlari.com Tüm hakları saklıdır.

Yemek, şarap kültürü üzerine yazı, değerlendirme ve yorumların olduğu bir içeriğe sahip enogastronomi sitesidir.

Burada yer alan yazılar, değerlendirmeler ve yorumlar hiçbir markanın reklamına,tanıtımına yönelik değildir. Hiç kimseyi alkole özendirmeyi amaçlamaz. Yaşam biçimimiz olan yemek ve şarap kültürü üzerine özgürce düşüncelerimizi paylaştığımız enogastronomi düşünce platformdur.

Unutmayın ki: Bütün faydalı şeyler gibi alkollü içeceklerde fazla tüketildiğinde insan sağlığına zararlı olabilir.

alkol dostunuz değildir.